Anasayfa | Soru Cevap | Site Duyuruları | Sık Sorulanlar |  Hizmetlerimiz | Ürünler | Klinik Turu | Çalışanlarımız | En Yakın Dostlarımız | balık hastalıkları | İletişim
İlan Panosu
Eş Arayanlar
Sahip Arayanlar
Satılık Pet
Kayıp İlan

Site Duyuruları
  Beagle Yavruları

  presa canario

  golden retriever yavruları

  cocker yavruları


Sayaç
   Aktif  : 5
Toplam  : 36593

İletişim Bilgilerimiz
 İlko Sit. 2818. Cad. No: 19
              Çayyolu / Ankara
 Tel: (+90 312) 241 38 41
 Gsm: (536) 357 86 68
 E-posta:vetlifeveteriner@hotmail.com
Sık Sorulanlar
Not: İlgili konuya gitmek için aşağıdaki konulardan birisine tıklayınız...
  KÖPEK  ve  KEDİLERDE  DİŞ  TAŞI  (TARTAR)
  EVCİL  HAYVANLARDA  MİKROCİP  UYGULAMASI  HAKKINDA  BİLGİ  VERİRMİSİNİZ?
  KIRIM  KONGO  KANAMALI  ATEŞİ  NEDİR?
 
 
  KÖPEK  ve  KEDİLERDE  DİŞ  TAŞI  (TARTAR)
 

  Diştaşı (tartar) oluşumunun sebepleri nelerdir?

  Kedi ve Köpeklerde  de insanlarda olduğu gibi dişler üzerinde plak ve diştaşı oluşumu gözlenir. Yiyecek artıkları, tükrüğün kimyasal yapısı, beslenme alışkanlıkları  gibi nedenlerden dolayı dişlerde biriken plak tabakası, temizlenmediği takdirde diş taşı oluşumuna zemin hazırlar.

   Diş taşları temizlenmediği taktirde nasıl sağlık sorunlarna yol açar?

   Tartarlar temizlenmediği takdirde diş etlerinde kızarıklık ve çekilmelere neden olur. Daha ileri safhalarda diş etleri diş köküne kadar gerileyerek dişlerin sallanıp düşmesine, diş eti enfeksiyonları(gingivitis) oluşumuna neden olur.

   Tartar oluşumundan korunmanın yolu nedir? tedavisi varmıdır?

   Petlerimize mutlaka profesyonel mamalar vermeli, mümkünse kuru mamalar tercih edilmelidir.Yumuşak gıdalar tartar oluşumunu predispoze kılar.Köpeklerimize ara sıra preslenmiş yapay kemikler veya haşlanmış kuzu kolu gibi kemikleri kırmadan bütün halinde vererek oluşan plakların temizlenmesine yardımcı olmalıyız. Petler için üretilmiş diş fırçaları ve macunları ile ağız temizliği yapmalıyız. en azından yılda 2 sefer ağız kontrolü için veteriner hekimimizi ziyaret etmeliyiz.

Eğer diş etlerini tehdit edecek boyutta tartar olusumu var ise veteriner hekimimize temizletmeliyiz.

           

*dişleri kaplayan diş taşı (Tartar)              **cavitron ile temizleirken                      ***temizlenmiş hali çok gecikilmiş  olunduğundan diş etleri diş köküne kadar çekilmiş.

  EVCİL  HAYVANLARDA  MİKROCİP  UYGULAMASI  HAKKINDA  BİLGİ  VERİRMİSİNİZ?
 

Mikroçip nedir?

Genellikle 12x2 mm (yaklaşık pirinç tanesi) boyutunda biyouyumlu cam tüp içerisine yerlestirilmiş ID numarası barındıran bir üründür.

 

Mikroçip nasıl ve nereye uygulanır?

Genellikle petlerimizin cidago bölgelerine ( omuz hizasında iki kürek kemiği arası bölgeye) özel enjektörü vasıtası ile anesteziye gerek olmadan göreceli olarak acısız bir şekilde uygulanır.

Uygulama bölgesinde ağrı, kaşıntı , tahriş vb. rahatsızlıklara neden olmaz petinizce fark edilmez ve ömür boyu ona eşlik eder

 

Mikroçip nasıl çalışır  ve ömrü nekadardır?

İçinde barındırdığı ID numarası farklı markalarda dahi olsa okuyucularca okunur ve petinize ait bilgilere  (veteriner hekimi,sağlık bilgileri sahip ve adres bilgileri vb.) ulaşılır.

Mikroçipin ömrü petinizin ömrü ile sınırlıdır.

 

Neden mikroçip taktırmalıyız?

AB. Üye ülkelere seyahat edecek evcil hayvanlarda bu uygulama zorunludur

Yurtdışında yıllardır yapılan uygulamalar göstermiştir ki evcil hayvanları kayıt altına almanın en güvenli yolu mikroçip uygulamasıdır. Tasmaya takılacak kimlik künyeleri kötü niyetli kişilerce kolaylıkla sökülebilir, diğer bir uygulama olan dövme zaman içerisinde silinmektedir. Deri altına yerleştirilen mikroçip sadece cerrahi müdahale ile çıkartılabilir. Mikroçip takılmış bir hayvan kolaylıkta tanımlanabilir ve bu sayede sahibi tespit edilebilir. Mikroçip uygulamasının diğer bir insani yönü ise, bu uygulama ülkemizde zorunlu hale geldiği takdirde sokağa terk edilen evcil hayvanlar kolaylıkla tespit edilebilecektir. Sorumsuzca evcil hayvanları sokağa terk eden insanlara cezai müeyyide uygulama imkanı doğacak ve artık insanlar evcil bir hayvanın sorumluluğunu alıp almama konusunda daha dikkatli davranacaklardır sadece bu sebepten bile bütün hayvan severlerin mikroçip uygulamasına destek olmaları gerekmektedir

 

  KIRIM  KONGO  KANAMALI  ATEŞİ  NEDİR?
   Kırım Kongo Kanamalı Ateşi(KKKA):

KKKA, Bunyaviridae ailesine bağlı Nairovirus soyundan virüslerin meydana getirdiği, şiddetli seyir gösteren, öldürücü, kenelerle (özellikle Hyalomma cinsi) bulaşan zoonoz bir hastalıktır.

  Epidemiyoloji ve Bulaşma:

Bir çok evcil ve yabani hayvan virüsle enfekte olmakta ve bu hayvanlarda hastalık hafif seyretmektedir. Bir çok kuş türü virüse karşı dirençli olmasına rağmen virüsün yayılmasında önemli rol oynar. Hayvanlarda hastalık enfekte kenelerin ısırması ile başlamaktadır.

KKKA’nın bulaşmasında, Hyalomma soyuna ait keneler daha büyük rol oynar ancak 30 yakın kene türünün bu hastalığı bulaştırabileceği rapor edilmektedir. Virus kenelerde trassovarial ve transsstadial olarak varlığını idame ettirir. Keneler arasında veneral bulaşmanın olduğu da bildirilmektedir. Henüz ergin olmamış Hyalomma soyuna ait keneler (nimpf), küçük omurgalılardan kan emerken virüsleri alır, gelişme evrelerinde muhafaza eder, erginliğe erişen keneler, insan veya hayvanlardan kan emerken virüsleri da bulaştırırlar.

  
    

Kırım-Kongo kanamalı ateşi için kimler risk altındadır?

·         Hastalık için çiftlik çalışanları, çobanlar

·         kasaplar, mezbaha çalışanları, et ve et ürünleri market işçileri

·         tarım çalışanları ve hayvancılık ile uğraşanlar,

·         veterinerler,

·         hasta hayvan ile teması olan ve akut hastalarla temas olasılığı bulunan salgın bölgelerde görev yapan sağlık personeli

·         kamp yapanlar risk altındadır.

   Kırım-Kongo kanamalı ateşi hangi mevsimde görülmektedir?

Hastalık mevsimsel özellik göstermektedir. Genel olarak mayıs ve ekim ayları arasında görülmesine rağmen, değişik aylarda da görülebilir.

   Kene ısırığında ne yapılmalıdır?

Yapışan keneler ise kesinlikle öldürülmeden, ezilmeden/patlatılmadan ve kenenin ağız kısmı koparılmadan, bir pensle doğrudan düz olarak, döndürmeden yavaşça çekilip alınmalıdır. Isırılan yer bol sabunlu suyla yıkanıp, alkolle temizlenmelidir.

Çıplak elle keneye temas edilmemeli eğer elle tutulacaksa eldiven giyilmeli veya naylon bir poşet yardımı ile keneler toplanmalıdır.

Vücuttaki kenelerin üzerine herhangi bir kimyasal madde (alkol, klonya, gazyağı v.b) dökülmemeli, sigara veya ateş kullanarak keneler uzaklaştırılmamalıdır. Çünkü bu maddeler kenenin kusmasına sebebiyet vereceğinden hastalık bulaştırma riskini artırmaktadır.

Isırılan kişi iki hafta süreyle ateş ve diğer belirtiler yönünden takip edilmesi gerekmektedir. (ateşin  38,3 °C veya üzerinde olması halinde acilen tam teşekkülü hastahaneye başvurulmalıdır)

   Kırım-Kongo kanamalı ateşi virüs bulaştıktan ne kadar süre sonra ortaya çıkar?

Kuluçka süresi; virüsün alınma şekline bağlıdır. Kuluçka süresi kene ısırmasından sonra 2-14 gün arasında değişmekle birlikte genellikle 1-3 gündür. Virüsü içeren kan ve diğer doku ya da atıklar ile temastan sonra genel olarak bu süre 5-6 gündür ve 14 güne kadar uzayabilmektedir.

   Kırım-Kongo kanamalı ateşine yakalanmış insanlarda hastalık belirtiler nelerdir?

İnsanlarda; hastalık ateş, üşüme-titreme yaygın kas ağrıları, bulantı-kusma, ishal, yüzde kızarıklık, karaciğerde büyüme ve kanama ile kendini gösterir. Ateş, kırıklık, kas ağrısı, iştahsızlık, baş ağrısı, aşırı duyarlılık, sırt ağrısı, kol ve bacaklarda ağrı, mide bölgesinde ağrı, bel bölgesinde ağrı gibi belirtiler ile ani olarak başlamaktadır. Bazen bu bulgulara kusma, karın ağrısı ve ishal ilave olabilmektedir. Gövde ve kol ve bacaklarda cilt içi kanama görülebilir. Burun kanaması ve değişik alanlarda kanama bulguları bulunabilir. Karaciğer iltihaplanma bulgusu genel olarak bulunmakta ve  karaciğer büyümüş ve hassas olabilir.

Kırım-Kongo kanamalı ateşi nasıl kontrol edilir ve nasıl korunulur?

Tüm enfeksiyon hastalıklarında olduğu gibi KKKA’da da korunma ve kontrol önlemlerinin alınması çok önemli ve gereklidir.

a- Hasta ve hastanın sekresyonları ile temas sırasında mutlaka koruyucu önlemler (eldiven, önlük, gözlük, maske vb.) alınmalıdır. Genellikle hava yolu ile bulaşmadan bahsedilmemektedir. Ancak, kan ve vücut sıvıları ile temastan kaçınılmalıdır. Bu şekilde bir temasın söz konusu olması halinde, temaslının iki hafta süreyle ateş ve diğer  belirtiler yönünden takip edilmesi gerekmektedir. (ateşin  38,3 °C veya üzerinde olması halinde acilen tam teşekkülü hastahaneye başvurulmalıdır. Hasta olan kişilerin kullandığı malzemeler ve tuvaletler çamaşır suyu ile dezenfekte edilmelidir

b- Hayvan kanı, dokusu veya hayvana ait diğer vücut sıvıları ile temas sırasında da gerekli korunma önlemleri alınmalıdır.

c-Kene mücadelesi çok önemli olmakla birlikte oldukça zor görülmektedir. Keneler yumurta dönemleri hariç diğer biyolojik evrelerinde insanlara hücum ederek kan emebilir. Hem mera keneleri hem de mesken keneleri gelişmelerini sürdürebilmek ve nesillerini devam ettirebilmek için konakçılarından kan emmek zorundadırlar; genel olarak da konakçı spesifitesi göstermezler. Bu nedenle öncelikle konakçılar kenelerden uzak tutulmalı ve kenelerin kan emmeleri engellenmelidir.

d-Mümkün olduğu kadar kenelerin bulunduğu alanlardan kaçınılması gerekmektedir. Hayvan barınakları veya kenelerin yaşayabileceği alanlarda bulunulması durumunda, vücut belirli aralıklarla kene yönünden muayene edilmeli; vücuda yapışmamış olanlar dikkatlice toplanıp öldürülmeli, yapışan keneler ise kesinlikle ezilmeden ve kenenin ağız kısmı koparılmadan bir pensle doğrudan alınmalıdır. (Isırılan yer bol sabunlu suyla yıkanıp, alkolle temizlenmelidir.)

e- Diğer önemli hususlardan birisi de piknik amaçlı olarak su kenarları ve otlak şeklindeki yerlerde bulunanlar döndüklerinde, mutlaka üzerlerini kene bakımından kontrol etmeli ve kene varsa usulüne uygun olarak vücuttan uzaklaştırmalıdır. Çalı, çırpı ve gür ot bulunan yerlerden uzak durulmalı, bu gibi yerlere çıplak ayakla veya kısa giysilerle girilmemelidir.

f- Özelikle kırsal alanlarda dolaşılırken çizme giyilmeli veya pantolon paçaları çorap içine alınmalıdır.

g-Hayvan barınakları kenelerin yaşamasına imkan vermeyecek şekilde yapılmalı, çatlaklar ve yarıklar tamir edilerek badana yapılmalıdır.

h- Hayvan sahipleri ; hayvanların sağım ve kesim zamanını dikkate alarak; hayvanlarını ve hayvan barınaklarını kene ve diğer dış parazitlere karşı uygun ektoparaziter ilaçlarla yılda iki kez ilaçlamalıdır.

i- Gerek insanları gerekse hayvanları kene enfestasyonlarından korumak için repellent olarak bilinen böcek kaçıranlar dikkatli bir şekilde kullanılabilir. (Repellentler; sıvı, losyon, krem, katı yağ veya aerosol şeklinde hazırlanan maddeler olup, cilde sürülerek veya elbiselere emdirilerek uygulanabilmektedir. Aynı maddeler hayvanların baş veya bacaklarına da uygulanabilir; ayrıca, bu maddelerin emdirildiği plastik şeritler, hayvanların kulaklarına veya boynuzlarına takılabilir.)

j- Kenelerin çevrede çok olması halinde; mera, çayır, çalı, çırpı ve gür otların bulunduğu yerler gibi kenelerin yaşamasına müsait alanlarda, diğer canlılara ve çevreye zarar vermeden, çok dikkatlice insektisit uygulamalarına başvurulabilir. Açık alanlara insektisit uygulamalarının uygun görüldüğü durumlarda püskürtme cihazı monte edilmiş araç veya sırtta taşınan pompalar kullanılmalıdır.

k-Açık alanlarda yapılabilecek kene mücadelesi amacıyla, her bir hektara aktif madde olarak carbaryl ve propoxur hektara 2 kg, deltamethrin ve lambda-cyhalothrin 0,003-0,3 kg, permethrin 0,03-0,3 kg, pirimiphos-methyl ise 0,1-1 kg olarak uygulanabilmektedir

Bakanlığımız il ve ilçe Müdürlüklerince ilkbahar ve sonbahar döneminde olmak üzere yılda en az iki kez ağıllar ve ahırlarda, hayvan gübrelerinin döküldüğü alanlar, çeşme başları ve hayvan durakları ile parazitlerin bulunabileceği muhtemel alanlarda pülverizatör ile ilaçlama yapılmasının yetiştiricilere iyi bir şekilde anlatılması gerekmektedir. Aynı dönemde büyük ve küçükbaş hayvanların ektoparaziter ilaçlanmanın yapılması, Kene Mücadelesinde; hayvan yetiştiricileri, Sağlık Bakanlığı, yerel yönetimleri desteğinin sağlanması sorunun çözümünde zorunluluk arz etmektedir.

Günümüze kadar kullanılan hiç bir mücadele yöntemi (bir kaç sınırlı alan hariç), tam bir kene eradikasyonu sağlayamamıştır. İnsan ve hayvanlardan kan emen kenelerin sayısını düşük maliyetlerle kabul edilebilir sınırlara indirilmesi hedeflenmelidir.

 Akarisid ile kene kontrolünün başlıca 7 zorluğu vardır

1. Kenelerin yoğun biçimde tarım ve orman alanları içinde yayılmış olması, çevreye zarar verecek düzeyde akarisid kullanımını gerektirmektedir.

2. Akarisidlerin kenelerin konakları üzerinde tutundukları bölgelere ulaşabilmesi ancak konağın tüm vücudunun yıkanmasını gerektirmektedir

3. Konak üzerinde bulunmadıkları süre içinde keneler akarisid ilaçların ulaşamayacağı yerlerde saklanmaktadır.

4. Kenelerin yüksek orandaki üreme yeteneği (3000-7000 yumurta) ilaçlamaların düzenli bir sıklıkta yapılmasını gerektirmektedir.

5. Kenelerin uygun olmayan çevre koşullarında çok uzun süreler boyunca canlı kalabilmeleri.

6. Kenelerin konak seçiminde çok alternatifinin olması

7. Akarisid direncinin oluşması